Analiz Ettim v.6

11 Mart 20100 Yorum

Facebook’ta kim seni arzulamış uygulamaları bitti derken…

Uzun zamandır Facebook denen sosyal ağında pek takılmıyorum. Günde taş çatlasa 20 dk zaman harcadığım bu sitede, bir zamanlar insanların merakını cezbeden gruplar/sayfalar türemişti. Burada, burada ve burada yazmıştım ve demiştim ki aptal çok. :) Son zamanlarda bu tip şeylerle daha az karşılaşmaya başladığımı düşünüyorum. Ya Facebook’ta çok fazla zaman harcamadığımdan ya da gerçekten bir azalma var. Facebook ekibi harekete geçti büyük ihtimal. Her neyse, ben bunları düşünürken demin bir arkadaşım şu sayfanın hayranı oldu. Sayfanın ismi Profiline Kim Girmiş , Kaç Dakika Profiline Bakmış , Neler Yapmış !! E yani çüş! diyorum ve susuyorum.
[daha bitmedi!]


Analiz Ettim v.5

10 Mart 20102 Yorum

Ahlak sorunumuz varmış… Çözümü neymiş ki acaba?

Soner Yalçın’ın Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor kitabını okumaya başladım. Kitabın ilk başından Soner Yalçın’ın farklı bir kitabı ile karşılaştığımı hissettim. :) Yalçın, bu sefer farklı bir şekilde başlamış yazmaya. Mesela babasının yaşadığı bir olayı anlatarak günümüz müslümanların düştüğü, pardon dincilerin düştüğü garip duruma değinmiş. Değerlendirmelerinde Türkiye’deki “ahlaki bozulma (çöküş, yozlaşma)” da var. Ben de bunu görünce şöyle bir düşündüm, bu gençlik neden bu halde? Sigara içme yaşı, alkol kullanma yaşı neden gün geçtikçe 0-6 yaş arasına doğru yaklaşıyor? Her lafın ardından küfür etmek neden çok normal bir davranışmış gibi bakılıyor? “Ben müslümanım, kalbim temiz.” diyenler neden çok fazla? İnsanların birbirne neden saygısı yok? Gençler, kendi yaşlarındaki insanları bırakın yaşlılara bile sagı göstermiyorlar, neden ki acaba? Neden herkes birilerini aldatmak düşüncesinde? Başörtü takıp kıçını açan, sonra da “ben müslümanım kalbim temiz” diyen neden bir ton ileri zeka türedi? Neden he neden? :D
[daha bitmedi!]


Analiz Ettim v.4

06 Mart 20101 Yorum

Kopyala-yapıştır yaptığımı zanneden ***ler:
Çevremde bazı ***ler, yazılarımı kopyala-yapıştır ile hazırladığımı sanıyorlarmış. Bu kişiliksiz mahluklara lolipop gönderiyorum. Şekerini bitirince sapını nerelerine sokacaklarını iyi biliyorlar…


Analiz Ettim v.3

06 Mart 20102 Yorum

Ermeni diasporası ne yapmaya çalışıyor?
Ben de bilmiyorum ama çok çalıştıkları belli. Hedeflerini yüzyıl önce belirlemişler, bu hedeften şaşmıyorlar hiçbir şekilde. Bence biz de ortaya bir hedef koymalıyız, Osmanlı’yı çöküşe götüren herkesden intikamımızı almalıyız mesela. Hatta daha sonra dünya üzerinde adalet dağıtmaya da kalkalım. ABD pek beceremiyo bu işi. :D

Niyazi Saral derki: Klavye kullanmak üretmektir; tıklamak ise tüketmek:

İngilizce, Almanca, Fransızca hangisini öğrenmeliyim?
Bu da, çağımızın ÖSS aldatmacasından sonraki en büyük palavrasıdır. Siz Türkçeyi öğrenin. En önemli dil kendi dilinizdir. Gençlerin fare yerine klavyeyi daha çok kullanabildiği günleri görmek isterdim. Klavye kullanmak üretmektir; tıklamak ise tüketmek.

Almanca, Fransızca, Rusça veya Çince hepsi boştur. Artık yabancı dil bilmek diye bir konu kalmadı. Dünya’da sadece iki dil var. Birincisi anadiliniz ve diğeri İngilizce. Bilişim çağında diğer dilleri “öğreniyorum” diye çabalamak anlamsızdır. “Çok büyük Alman şirketlerinde çalışırsın,” önermesi tam anlamıyla palavradır. Bu şirketlerde çalışan insanlar aynı zamanda İngilizce de bilirler. Uluslar arası hukuk..vs. Siz sadece Fransızca yazılmış herhangi bir uluslar arası anlaşma biliyor musunuz? İngilizceyiinternet üzerinden öğrenebilirsiniz. Yeter ki gayret edin ve çalışın. Öğrenmeyi şiar edinin.

Bu yazı 20 Temmuz 2009'da Çizgi-TAGEM'den gelen bültenden alınmıştır.

[daha bitmedi!]


Analiz Ettim v.2

03 Mart 20102 Yorum

Toplu taşıma aracı hastalıkları:

Otobüse yada genelleştirelim, toplu taşıma aracına binen yalnız bir insancık ilk etapta kendine yer bulamazsa, ayakta yerini ayarlardıktan sonra yapacağı ilk iş cebinden/çantasından cep telefonunu çıkarmak ve kurcalamaktır. Bu durum gözlemlerime göre araca binen ve aynı durumla karşılaşan insanlardan yüzde 40′ı için gerçekleşir. Hatta çoğu kere tuş kilidi açılır, saate bakılır ve tuşlar kilitlenip cebe atılır… Bazen bu durum bulaşıcı olur, otobüste/tramvayda/metrobüste bu durumda olan birden fazla insan varsa, birisi cep telefonunu çıkarıp kurcaladıktan sonra diğerlerinin aynı şeyi yapma ihtimali yüzde 86.45′tir. Bulaşıcı yani…
[daha bitmedi!]


Kısa Bir Güncelleme Arası

28 Şubat 20100 Yorum

Dün gece hosting firmamı değiştirdim. Taşınma sırasında ziyaretime gelenler 404 hatası aldılar yada aşağıdaki sayfa ile karşılaştılar. :) Bir sene boyunca Sayfa.net’teyim.


Sessiz Blog 1 Yaşında

26 Şubat 20103 Yorum

Bir sene, 4 gün önce (22 Şubat 2009) kendime doğum günü hediyesi olarak aldığım ( : P ) alan adına Sessiz Blog’u kurmuştum. Açılış yazım da buydu. Çok fazla zaman ayırmadığım bloguma 5800 almamla birlikte “ses” gelmşti. Günden güne artan ziyaretçi sayısı ile gözlerimi yaşartan blog şimdi bir yılı devirmiş bulunuyor. Planladığım şeyleri yapamamış olsam da size “geride bıraktıklarımızı unutup yeni sulara yelken açmaya devam ediyoruz” diyorum. :D